EkonomiGenelHaberlerPiyasalar

Pandeminin Ekonomiye Etkileri ve Piyasaların Geleceği 2021

Pandeminin Ekonomiye Etkileri ve Piyasaların Geleceği

Merhaba sevgili okuyucularımız bu makalemizde sizler için dünya piyasalarını ve pandeminin piyasalar etkisini ve gelecekte bizleri ne gibi durumların beklediği hakkında düşünce ve fikirlerimi paylaşacağım.
Pandemi hiç şüphesiz tüm dünya ekonomisini derinden sarsamaya devam ediyor. Birinci dalgayı hafif sıyrıklar ile atlatmış olsak da ikinci dalga bu kadar hafif yaralar ile geçilmeyecek hem de olumlu aşı haberleri gelmeye devam ettiği halde.

Küresel karantina döneminin dijitalleşme, evden çalışma, uzaktan iletişim gibi eğilimleri güçlendirmesi ihtimal dahilinde görülse de bu süreçlere ayak uyduramayan kesimleri dışarıda bırakıp toplumsal gelir adaletsizliklerini daha da derinleştirmesi güçlü bir ihtimal olarak önümüzde. Sosyal hayatın, seyahatlerin, üretim ve iletişim alanlarının kuralları sağlık öncelikleri ışığında yeniden yazılırken toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşma geleneklerinin güçlendirilmesi şart. Aksi halde bir yandan dijital dünyanın avantajlarından faydalanan yeni milyarderler ortaya çıkarken diğer taraftan yoksulluk ve işsizlik içinde kıvranan milyonların ortaya çıkması hiç de yabana atılır bir ihtimal değil. Öncelikle Kovid-19 salgınının dünya sistemi ve küresel ekonomi üzerindeki uzun vadeli etkilerinin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi için normalleşme sürecinin belli bir aşamaya ulaşması ve salgının büyüme, istihdam, yatırım gibi alanlardaki yansımaları üzerinde kapsamlı hasar-tespit çalışmaları yapılması gerekiyor. Diğer taraftan dünya ekonomisindeki büyüme dinamikleri hem arz hem de talep yapıları içinde ortaya çıkan yapısal daralma baskıları sonucu ciddi darbe yedi.

pandemi

Kovid-19 sürecinde dünya ekonomisinde dikkat çeken önemli yapısal problemlerden biri, küresel çapta yayılan toplumsal kötümserlik ve güvensizlik atmosferi nedeniyle tüketicilerin ciddi tüketim kararlarını ertelemeleri ve piyasalarda talep düşüşü kaynaklı şoklar yaşanmasıydı. Gıda ve tıbbi malzeme gibi dönemin şartları ışığında acil ihtiyaç olarak görülmeyen tüm harcama kalemlerinin askıya alınması, birçok ülkede ekonomik büyüme ivmesinin kaybedilmesine neden oldu. Normalleşme süreçleri ilerledikçe tüketim alışkanlıkları eski seviyelere yaklaşmaya başlasa da bu tür geniş kapsamlı kriz durumlarında toplumsal psikolojinin yönetilmesi ve sosyal kesimlerin gelecek beklentilerinin iyileştirilmesinin ekonomik performans açısından ne kadar önemli olduğu somut biçimde ortaya çıktı.

Küresel sistem ve dünya ekonomisindeki gelecek eğilimleri açısından bu dönemin yapısal etkilerini değerlendirdiğimizde 2018’den bu yana ABD-Çin ekseninden başlayarak yükselmekte olan yeni-korumacılık ve ticaret savaşları eğilimlerinin daha da hızlanıp derinleşerek güçlenmelerine neden olacaklarını belirtebiliriz. Bu bağlamda ABD ve Avrupa piyasalarıyla Çin ve Asya piyasalarını birbirine bağlayan uluslararası tedarik zincirlerinde salgın etkileri nedeniyle ortaya çıkan ciddi tıkanmaların ve Kovid-19 krizinin çıkış noktası olarak görülen Çin’e verilen özel tepkilerin altını çizmek gerekiyor. Başta ABD ve Japonya olmak üzere birçok sanayileşmiş ülkenin küresel firmalarını üretim tesislerini Çin sınırları dışına taşımak için teşvik paketleri çıkarmaları, önümüzdeki yıllarda Çin’in “küresel fabrika” konumunu kaybetmesine yol açacak süreçleri başlatabilir.

Sosyal mobilite ve seyahatlerin tamamen durması sonucu en fazla olumsuz etkilenen sektörlerden biri olan hava yolu taşımacılığında tüm uçaklarını aylarca park etmek durumunda kalan küresel oyuncular, devasa zararlar edip ev sahibi devletlerin kurtarma programlarına başvurmak zorunda kaldılar. Alman bayrak taşıyıcısı Lufthansa’nın 400 milyar Avro’ya varan bir kurtarma paketiyle ayakta tutulması, diğer birçok bayrak taşıyıcısının mali yükümlülüklerini taşıyabilmek için kamu desteğine ihtiyaç duyar hale gelmeleri devlet bütçeleri üzerinde ayrı bir baskı unsuru yarattı. Ayrıca özellikle yerel piyasalar için üretim yapan ve kendilerini uzun süre idare edecek sermaye birikimlerine sahip olmayan KOBİ işletmeleri de Kovid-19 salgını sürecinde dünya çapında büyük kayıplara uğrayan aktörler arasında yer aldılar.

Pandemi ve Ekonomi

Ülkelerin ilan ettikleri mali destek programları bütçe büyüklüklerine ve sermaye piyasalarının derinliğine göre değişirken, ABD ve Japonya yönetimleri 2 trilyon dolar düzeyini aşan destek paketleri açıkladılar. Ancak aynı ölçüde mali destek sağlama şansına sahip olmayan gelişmekte olan ülkeler kilitlenen ekonomik yapılarını yeniden harekete geçirme konusunda ciddi zorluklar yaşamaktalar. Ayrıca pandemi sürecinde uluslararası yatırımcıların risk algılarındaki artışlar gelişmekte olan piyasalardan sermaye kaçışlarına neden olup durgunluktan çıkış için uygulanacak mali destek programlarının finansmanını zorlaştırdı. Sonuçta Uluslararası Para Fonu (IMF) salgın sürecinin başlangıcında dünya ekonomisi için 2020 yılında yüzde 3 civarında öngördüğü küçülme oranını revize ederek yüzde 4,9’a çekmek durumunda kaldı. Gelişmiş ekonomilerin ortalama yüzde 8, gelişmekte olan ülkelerin ise ortalama yüzde 3 civarında küçülmelerinin beklendiği bu süreçte uluslararası ticarette de iyimser ve kötümser senaryolara göre yüzde 5 ile yüzde 30 arasında değişen daralmalar yaşanması bekleniyor.

abd çin ticaret savaşı

Bu ortamda her türlü öngörü belirsizliğe kurban gidebilecek olsa da, iyileşme yolunun uzun olacağını gösteren üç gösterge var. Birincisi, ihracat. Sınırların kapatılması ve karantina kısıtlamaları küresel mal talebini daralttı ve ihracata bağımlı ekonomileri sert bir şekilde vurdu. Pandemiden önce bile birçok ihracatçı baskılarla karşı karşıyaydı. 2008 ile 2018 arasında, küresel ticaret büyümesi önceki on yıla göre yarı yarıya azaldı. Daha yakın zamanlarda, ihracat, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’in ortasında başlattığı ABD-Çin ticaret savaşından zarar gördü. Turizmin önemli bir büyüme kaynağı olduğu ekonomiler için, uluslararası seyahatlerdeki çöküş felaket oldu. IMF, (…) turizm gelirlerinin “kriz öncesi seviyelere ancak önümüzdeki üç yıl içinde kademeli olarak döneceğini” tahmin ediyor.

Gelecek şu an için öngörülebilir değil ama ufak çıkarımlar yapabiliriz bu salgın büyük işletmelere gösterdi ki bir sonraki salgın için şirketlerini geliştirmeleri ver arge yatırımları ile otomasyon temelli üretim modellerine geçmeliler yoksa bir sonraki salgında tekrar aynı kayıpları yaşayacaklar ve bunun farkında olarak dünyada büyük oranda insan güçü ile üretimin yerini otonom ve robotik üretime alacak. Diğer içeriklerimize göz atmak için tıklayın

 

Forex & Borsa Nedir – Z Kuşağı Pandemi Sürecinde Borsa & Forex Piyasalarına Akın Etti 2020

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu